fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Amerikalılar değişim istiyor Amerikalılar değişim istiyor. Iowa'da başkan adaylarını belirlemek için yapılan önseçim, herkesin ihtiyacı olan bir ABD'yi açığa çıkardı: Halk, Bush yıllarını aşmak istiyor Bu yıl yapılan değişikliklere rağmen Amerikan başkanlık seçimleri hâlâ bir maratonu andırıyor. Adayların Iowa önseçimlerindeki kazanma yüzdeleri pek öyle etkileyici sayılmazdı. Barack Obama oyların yüzde 38'iyle Demokrat yarışını kazandı, Mike Huckabee yüzde 34'le kazanan Cumhuriyetçi oldu. İkisi de beklenmedik zaferler değildi, fakat ikisi de karşılarındakilere nakavt yumruğu atmış değil. Rakipleri canlı, güçlü ve başka bir rauntta kazanmaları mümkün. Ayrıca Iowa'da yenmek veya yenilmenin ulusal sonucu öngörmeye pek yardımı yok. Ronald Reagan ve Bill Clinton gibi 'doğal kampanyacı'lar, iki dönem başkanlık yapmadan önce Iowa'da kaybetmişti. 2008 seçimleri de Obama'yla Huckabee arasındaki bir yarıştan ziyade, Hillary ile Rudy Giuliani arasında uzun süredir beklenen rekabete sahne olabilir. Fakat bariz sonuçlar da var. Demokratların adayı ya siyahi bir adam olacak ya da bir kadın ve bunun siyahi Obama olma şansı arttı. Iowa'daki üç ayrıntının bir sonraki New Hampshire oylamasında da tekrar ederse manidar olacak. Birincisi, Clinton'ı desteklemesi beklenen kadınlar, daha çok Obama'ya oy verdi. İkincisi Obama, Hillary'yi bağımsızlar arasında kolayca arkasında bıraktı. Üçüncüsü, Obama yeni ve genç Demokrat seçmenlerin açık farkla tercih ettiği adaydı. Hillary birçok açıdan etkileyici. Ama Iowa'daki oy oranı, birçok Amerikalının ona ısınamadığını açıkça gösterdi. Demokratların bu kez gerçekten kazanacak bir aday seçme kararlılığı göz önüne alındığında, üstün gelmek istiyorsa Hillary New Hampshire'da kendine gelmeli. Sonuç ne olursa olsun, bu, Obama ve Hillary gibi merkezi mesajlar veren iki donanımlı aday arasında geçecek bir Demokrat-Demokrat yarışına dönmeye başladı. Kırsal bir eyalete göre hazırlanmış popülist mesajıyla Iowa'da kazanmak için her şeyini ortaya koymuş John Edwards kaybetti. İkinci olmak yeterli değil. Artık yarışı sonuna dek götürmeye yetecek hız, para ve organizasyonu toparlayamaz. Dördüncü Bill Richardson'ı da aynı kader bekliyor. Joe Biden ve Chris Dodd şimdiden yarış dışı. Demokratlar açısından Iowa'dan çıkan tek net mesaj, bu yıl sola doğru bir 'yalpalama' olmayacağıydı. Sağın durumuysa iyice belirsiz. Huckabee Iowa'da birçok olumsuzluk sayesinde kazandı, en başta Mormon Mitt Romney geliyordu. Ama olumlu bir nedeni de vardı, Huckabee Bush'un siyasi tabanı olan muhafazakâr ve evanjelik Hıristiyan oylarını alabildi. Şimdiki soru, Huckabee'nin hoş tavırları sayesinde, 1988'de Iowa'da geniş oy alan (evanjelik rahip) Pat Robertson'dan daha başarılı bir biçimde bu tabanın ötesine geçip geçemeyeceğiyle ilgili. Bu gerçekleşmezse, Huckabee'nin ana rolü, John McCain veya Giuliani'nin öne geçmesine izin vererek Romney'nin umutlarını söndürmekle sınırlı kalır. Iowa hepimizin ihtiyacı olan bir ABD'yi açığa çıkardı: Bush yıllarının, hatta belki Clinton yıllarının bile ötesine geçmeye çalışan bir ülkeyi. Iowa'da tüm adaylar için en önemli kelime 'değişim'di. İki partiden de statükonun adayı olarak ortaya çıkan olmadı. Bu durum Demokratlara yarayacak. Başkanlığa giden yol dönemeçlerle dolu da olsa, Iowa'dan çıkan mesaj dikkat çekici. Ocak 2009'da Beyaz Saray'da siyah bir adam olabilir: İçki servisi yapmak için değil, Oval Ofis'te oturmak için. (Başyazı, 5 Ocak 2008) gökyüzü kadar kırmızı 2006

yirminci yüzyıl tarihi

20. âsır tarihi

Sinema Terimleri

 

Varsayılan Sinema Terimleri

16 mm

16 mm film kullanımı yaygın ve ekonomik olan bir film boyutudur. 16 mm adı, filmin negatifinin genişliğinden gelmektedir. 16 mm genellikle yarı-profesyonel amaçlı olarak kullanılır.


35 mm

35 mm fotoğrafçılık ve sinemada yaygın olarak kullanılan temel film ölçüsüdür. George Eastman tarafından tedarik edilen ham filmi kullanarak, William Dickson ve Thomas Edison'un 1892'de icat ettiği 35 mm film, o zamandan bu yana nerdeyse hiç değişmeden kalmıştır. 35 mm, adını filmin 35 mm (yaklaşık 1 3/8 inç) genişliğindeki şeritler halinde kesilmesinden almıştır. Her kademi 16 kare yapan standart negatif dirençin her iki kenar boyunca her karede dört deliği olur.

Çoğunlukla tescilli ölçülerin çeşitli genişliği farklı sayıda kamera ve geç 19 yüzyıl ve erken 20 yüzyıl çevresinde icat edilmiş gösterim sistemleri tarafından 13mm den 75mm kadar değişerek kullanılmıştır. Sonunda 35mm 1909'da uluslararası standart ölçü olarak kabul edilmiştir ve görüntü gösterimi ve yaratılışlarının her ikisi için hakim film ölçüsü olarak kalmıştır. Geniş ve küçük ölçülerinin her ikisinin ve tuhaf biçimlerin tehditlerine rağmen ömürleri uzun oldu, çünkü bu ölçü yakalanmamış görüntülerin iyi özelliği (Good Quality) ve film stoklarının masrafı arasında oldukça iyi bir alışverişe izin verir. Ayrıca ticari film tiyatrolarındaki 35mm film göstericilerinin her yerde mevcut olması; 35 mm'yi sadece hareketli görüntü biçimleri, film veya video ve dünyanın hemen hemen tüm sinemalarında oynatılabilir hale getirdi.

Ölçü kullanımı olağan üstü bir biçimde çok yönlüdür. Geçen yüz yıllar içinde, içerdiği sese göre değiştirilmiştir, bir güvenli film temeli yaratımı için tekrar tasarlanmıştır, yakalanan renkler için folmüle edilmiştir, geniş ekran biçimlerinin bir grubuna yer tedarik edilmiştir, ve karesiz bölgesinin yaşlaşık olarak tümünün içine ses verisi katılır. 21. yüzyılın başından beri 35mm'in hareketli resim filmlerinin üretimi Eastman Kodak ve Fuji film ikilisinindir.

George Eastman Rochester’da kuru fotoğrafik jelatin plakaların yapımına başladı. Jelatin katmanla kaplanmış resim nakliyesinin kağıdının rulosu için tutacak keşfetti. 1887'de ilk saydam Nitrocellulos film tabanının Hannibal Goodwin tarafından icadı ile; Emile Reynaud ilk esnek film stoklarını geliştirdi. Eastman olan ilk büyük şirket, bu birleşenleri toplu üretimin içine eklemek için, 1889’da Eastman kuru jelatin bromür emülsiyonunun üstüne elenmiş kağıt ve bu temiz tabanı kaplamasını gerçekleştirdi.

Esnek filmin gelişiyle, Thomas Alva Edison hızlıca icadını kurdu, Kinescope, Brooklyn sanat ve bilim enstütüsünde şovunu 9 mayıs 1893'de yaptı. Kinescope bir kişinin seyretmesi için icat edilmiş film döngü sistemidir. Edison'un silindir fotoğrafı Kinetoscope’un icadı olan Kinetophone’u uzun zaman Edison’un yanında asistanlık yapmış olan W. K. L. Dickson geliştirdi. 1892 martı başında, Estman ve sonra, Nisan 1893-1896 içinde, New York's Blair Camera Şirketi 1 Edison'a 9/16-inchlik delinecek ve kesilecek olan filmstock'unu Edison'un laboratuarında 35mm film şeridi ölçüsü yaratımı için temin etti. (1894 veya 1895'de bazı zamanlarda, Blair Edison'a tanımlama için kesilmiş depoları göndermeye başladı.) Edison'un bölmeyi (diaphragma) yalnız filmin bir karesini 4 delikli yüksekliği tanımlar. Edison özel bariz (patent) yasalarını 35mm hareketli resim filminin tasarımı(Design) için her karede dört zincir dişli delik ile büyük film yapımcılarını zorlayarak, American Mutoscope ve Biograph Şirketi, izole beslenme kullanan bir 68mm film kullanmak için,zincir dişli delikleri olmayan, filmi camera'ya sürdüler. Bir mahkeme yargısı mart 1902'de Edison'un isteğini iptal etti. İzin verilen her üretici veya dağıtıcı Edsison'un 35mm film tasarımını(Design) lisansız kullandı. Film yapımcıları zaten Edison'un patent dosyanın başarız olduğu İngilterede ve Avrupada böyle yaptı. Bir değişim Lumiére Brothers üstünde karelerin her tarafı yatay eksenin ortasına doğru bir yalnız dairesel delikler kullandı. Bu Edison'un biçimi oldu, ancak, oluşan de facto standard'ın ve sonra, 1909 da, resmi standard Hareketli Resim Patentleri Şirketinin yeni biçim verilmişinin resmi standardı, edison tarafından doğrulandı. Scholar Paul C. Spehr bu gelişmlerin önemini tarif etti.

35mm erken kabulu bir standard olarak kameranın gelişimi ve yayılımı üstünde önemli bir etkiye sahipti. Standard ölçüsü dünyanın her yerinde gösterilen filmler için olanaklı yapıldı. Bu, güvenilir tahmin edilebilir biçimler için üretim, dağıtım ve filmlerin sergisi, hızlı yayılımı ve filmlerin kabulünü, dünya çapında aletlere göre eğlence ve iletişim için kolaylaştırarak bir uniforma sağladı.

Film biçimi durgun fotoğraf için 1913den erken tanıtıldı(turist çok yönlü) ama ilk defa Oskar Barnack tarafından 1913de yapılan Leica'nın kamerasıyla popüler oldu.

TEKNİK ŞARTNAMESİ

35mm film'in SMPTE tarafından standatlandırırmış teknik şartnamesi

* Her kadem 16 kare (0.748" (19 mm) her kare (uzun aşama))
* Her saniye (fps) 24 kare; (90 kadem her dakika)
* Dikey çekiş
* Her kare 4 delik (beklenen eğer 3-perf yaradılış için)

1000 kadem ortalama 11 dakika 24 fpsde

35 mm küresel

* kamera negatifte 1.37:1 bakış açısı oranı;bunun üstüne matlatmış 1.85:1 ve 1.66:1 sert veya narin
* kamera diyafram: 0.866 dan 0.630 (22 den 16 mm)de
* projektör diyafram (tam 1.37.:1): 0.825 den 0.602 (21 den 13 mm)de
* projektör diyafram (tam 1.37.:1): 0.825 den 0.602 (21 den 11 mm)de
* TV istasyon diyafram: 0.792 den 0.612 (21 den 16 mm)de
* TV iletim:: 0.792 den 0.594 (20 by 15 mm)de
* TV güvenli eylem: 0.713 den 0.535 (18 by 14 mm)de; köşe radiuses: 0.143 (3.6 mm)
* TV güvenli başlık: 0.630 dan 0.475 (16 dan 12 mm)de ; köşe radiuses: 0.125 (3.2 mm)de

Süper 35 mm film

* kamera negatifte 1.33:1 bakış açısı oranı
* kamera diyafram: 0.980" dan 0.735
* resim kullanmış (35 mm anamorfoz): 0.945" (24.00 mm) den 0.394" (10.00 mm)
* resim kullanmış (70 mm büyütülmüş resim): 0.945" (24.00 mm) den 0.430" (10.92 mm)
* resim kullanmış (35 mm flat 1.85): 0.945" (24.00 mm) den 0.511" (12.97 mm)

35 mm anamorfoz

* 2.39:1 bakış açısı oranı, dan a 1.19:1 kare ile a 2x yatay squeeze
* camera aperture: 0.866" (22.00 mm) by 0.732" (18.59 mm)
* projector aperture: 0.825" (20.96 mm) by 0.690" (17.53 mm)



70 mm

70 mm (ya da 65 mm) geniş, yüksek çözünürlüklü ve standart 35 mm filme göre daha üstün kalitede bir film formatıdır. Film kamerada kullanılırken 65 mm genişliğindeyken, perdeye yansıtıldığında üç boyutlu ses manyetik şeritlerinin ilavesi için, ham film üzerindeki deliklerin (perfore) her iki yanına da 2.5 cm eklenmesiyle 70 mm genişliğe ulaşır. Bununla birlikte, günümüzde üretilen 70 mm filmler artık dijital ses kaydına sahiptir; ancak 70 mm film baskılarının büyük çoğunluğunun bu teknolojiden yoksun olduğu da gözardı edilmemelidir. 70 mm filmin çerçeve oranı 2.20:1'dir.

8 mm

8 mm, film şeridinin sekiz milimetre genişliğinde olduğu bir film formatıdır. İki temel biçimi vardır:

* Normal/Standart 8 mm
* Süper 8 mm.

Standart 8 mm

Standard 8 mm film formatı, Büyük Bunalım sırasında 16 mm'den daha ucuz bir amatör film formatı yaratmak amacıyla Eastman Kodak şirketi tarafından geliştirilmiş ve 1932 yılında piyasaya sürülmüştür. 8 mm film makaraları aslında 16 mm'lik film içerir, ancak bu filmin her iki kenarında 16 mm'de bulunanın iki katı daha fazla delik (perfore) vardır ve bir defada 16 mm'lik filmin 8 mm'lik tek bir yarısına çekim yapılır. Filmin ilk yarısı tamamen kullanıldığında, kamera açılıp film ters çevrilir (film deliklerinin tasarımı bunun doğru yapılmasını garantilemektedir) ve aynı filmin henüz üzerine çekim yapılmamış olan diğer yarısı kullanılır. Film yıkanacağı zaman, tek bir kenarında delikler olan iki adet 8 mm'lik film elde edilecek şekilde film ortadan ikiye ayrılır; böylece 8 mm'ye, 16 mm'ye sığdırılanın dört katı daha fazla film karesi sığdırılmaktadır. Bir yüze kayıt yapıldıktan sonra, diğer yüze kayıt yapılması için film makarası ters çevrildiğinden, bazen bu film formatına Çifte 8 mm de denmektedir. Standart 8 mm'nin boyutu 4.8mm x 3.5mm'dir ve 1m film 264 resim içerir. Tahmin edilebileceği üzere, çifte 8 mm ile saniyede 16 kare hızında çekim yapılır.

Olağan uzunluktaki film makaraları saniyede 12,15,16 ve 18 kare hızlarında 3-4.5 dakika kadar çekim yapılmasına izin vermektedir.

Kodak 1990'ların başlarında standart 8 mm film satışını durdurmuş, fakat bağımsız film dükkanları aracılığıyla satılan bu film formatını üretmeye devam etmiştir. Siyah-beyaz 8 mm film Çek Cumhuriyeti'nde halen üretilmektedir ve birçok şirket önemli miktarda 16 mm film alıp bunları yeniden deliklendirerek ve daha sonra bu filmleri 7.6 cm uzunluğunda kesip özel 8 mm film makaralarında toplayarak bu 16 mm filmlerden standart 8 mm elde etmektedir. Yeniden deliklendirme işlemi özel ekipmanlar gerektirmektedir. Bazı uzmanlar var olan 16 mm filmden ve hatta 35 mm filmden süper 8 mm film üretebilmektedir.

Süper 8 mm Film

1965 yılında, Süper 8 mm film piyasaya sürülmüş ve amatör film yapımcıları tarafından çok hızlı bir biçimde benimsenmiştir. Görüntü kalitesi 8 mm'den daha iyidir, kartuşlu sisteminden dolayı (filmin ters çevrilip yeniden kameraya yerleştirilmesine gerek bırakmaz) kullanımı daha kolaydır.

B filmi

B filmi terimi, başlangıçta Hollywood’un Altın Dönemi sırasında yaygın bir uygulama olan çift gösterimde asıl filmden önce gösterilmek üzere çok fazla reklamı yapılmaksızın dağıtımı yapılan düşük ya da mütevazı bütçeli filmleri ifade etmekteydi. Bu tür alt-filmler yapma geleneğinin 1950’lerin sonlarına doğru terk edilmiş olmasına karşın, B filmi terimi; ne sanat filmi ne de porno film olarak adlandırılabilecek herhangi bir düşük bütçeli ticari sinema filmini ifade edecek şekilde, daha geniş bir anlamda kullanılmaya devam etmiştir. Terimin Hollywood’un Altın Dönemi sonrası kullanımında, türün sanat filmine mi; yoksa porno filme mi daha yakın olduğu konusunda bir anlam belirsizliği söz konusudur. Bir yandan birçok B filmi yüksek derecede ustalık ve estetik yaratıcılık sergilerken; diğer yandan birçok ucuz sömürü filminin başlıca konusu şehvettir. Bazı filmler için her iki durum da geçerlidir.

Terimin her iki kullanımı için de geçerli olan bir durum, çoğu B filminin belirli bir film türünü yansıtmasıdır. Holywood’un Altın Dönemi’nde B filmleri için tercih edilen başlıca film türü Western iken, 1950’li yılllarda düşük bütçeli bilim kurgu ve korku filmleri daha popüler hale gelmiştir. İlk B filmleri sıklıkla yıldız oyuncunun sürekli olarak aynı karakteri canlandırdığı bir film serisinin bölümlerini oluştururdu. B filmleri, neredeyse her zaman için birlikte gösterildikleri asıl filmden daha kısaydı, birçoğu 70 dakika ya da daha az sürerdi. B filmi adlandırması, bu tür filmlerin yüksek bütçeli filmlere göre ikinci derece olduğu konusundaki genel algılamayı ifade etmekteydi; bağımsız B filmleri sıklıkla eleştirmenler tarafından gözardı edilirdi. Yakın zamanlı B filmlerinin de bazen devam filmleri çekilebilmektedir, fakat eskiye oranla film serileri pek yaygın değildir. A sınıfı filmlerin ortalama gösterim süresi uzadıkça, B filmlerinin gösterim süreleri de uzamıştır. Günümüzdeki kullanımında, B filmi teriminin bir şekilde birbiriyle çelişen başlıca iki anlamı vardır: Belirli bir film bu şekilde adlandırılıyorsa, söz konusu filmin; (a) minimal sanatsal kaygılarla yapılmış bir tür filmi ya da (b) daha pahalı filmler için dayatılan kısıtlamalara ve "ciddi" kabul edilen bağımsız filmlerin yapılış geleneklerine bağımlı olmaksızın serbestçe yapılan canlı, dinamik bir film olduğu ifade edilmektedir.

Başlangıcından günümüze B filmleri, mesleğe yeni başlayanlar ve kariyerleri sönmekte olanlar için birtakım olanaklar sağlamıştır. Anthony Mann ve Jonathan Demme gibi ünlü film yapımcıları, B filmleri çekerek ustalık kazanmışlardır. John Wayne ve Jack Nicholson gibi aktörler B filmleri aracılığıyla kendilerini tanıtma olanağı bulmuştur; ayrıca B filmleri Vincent Price ve Karen Black gibi eski A sınıfı film oyuncuları için de çalışma olanağı sağlamıştır. Béla Lugosi ve Pam Grier gibi bazı aktörler, kariyerlerinin büyük bölümünde B filmlerinde çalışmışlardır.
 
Kare

Film karesi ya da kare bir filmi oluşturan pek çok fotoğraf resminden biridir. Ham film üzerindeki kareler aralardaki boş satırlarla birbirlerinden ayrılırlar. Normalde sinema filminin bir saniyesi için 24 kare gerekir. (Bu sayı televizyonda 25 karedir.)

Sıradan film yapımında film kareleri kamera tarafından birbiri ardısıra, otomatik olarak fotoğraflanır. Animasyon filmlerinde ve özel efektlerin filme alınmasında ise her seferinde tek bir kare çekilir.

Film karesinin boyutu, film formatına göre farklılık gösterir. En küçük film formatı olan 8 mm filmde kare boyutu 3,5'tan 4,8 mm'ye kadar değişirken; IMAX'ta bu oran 69.6 ile 48.5 mm arasındadır. En yaygın film formatı olan 35 mm'nin kare boyutu 16'dan 22 mm'ye kadar değişmektedir.
 
Dublör

Film çekilirken özellikle tehlikeli sahnelerde bir oyuncunun yerine oynayabilecek başka oyunculara dublör denir. İngilizcesi "stuntman"dir. Stuntman tabiri, yaygın olmasa da Türkçe'de de kullanılmaktadır.

Dublörlüğe ilk kez 1903 yılında ilgi ve istek duyuldu. Bunun nedeni, sessiz filmlerde de zaman zaman tehlikeli sahnelerin bulunması ve heyecanlı anların artmaya başlamasıydı (Dublör aynı zamanda olağanüstü sahneleri yaratan demektir). Ancak bu isteğin gerçekleşmesi 1908 yılında "The Count of Monte Christo" filminde gerçekleşti ve bu filmde ilk kez bir dublör görev aldı. Bu filmde ve geçmişte yapılan ilk tehlikeli hareket, yüksek bir kayalıktan şelalenin içine atlamak oldu. Bu hareketi gerçekleştiren kişi bir akrobat ve sirk artistiydi; bu atlayış için de tam 5 $ ücret aldı. Aslında aldı demek yanlış olur, çünkü söz konusu paranın çok düşük olması bir yana, yaptığı tehlikeli atlayış onun ilk ve son işi oldu. Böylece yapılan ilk dublörlük ile birlikte bu mesleğin ne kadar tehlikeli olduğu ortaya çıktı.

Bu filmlerden önce piyasada genellikle drama filmleri ile drama aktörleri vardı çünkü seyirci ve yönetmen başka filmlerin gerçekleşmesinde henüz tecrübeli değildi. Bu filmden sonra maceralı sahnelere merak doğdu ve böylece ilk aksiyon filmleri çekildi. Aksiyon filmeri alanındaki ilk dublörlük deneyimleri, ilk aksiyon filmi yıldızı Broncho Bill Anderson'ın tehlikeli sahnelerde oynayamaması nedeniyle oldu. Sanatçı tehlikeli sahneleri kendisi gerçekleştiremediği için, dublörlüğü icat etti. Böylelikle "aksiyon filmi aktörleri" doğmuş oldu. 1912 yılında ilk kez kadınların başrol alıp, dublörlük yaptığı "What Happended to Mary" dizisi piyasaya sürüldü. Burada rol alan en ünlü kadın dublörler (aynı zamanda öncüler ve dizi yıldızları) Pearl White, Helen Holmes ve Helen Gibson'dur. 1924 yılında Harry Arias Froboss dublörlüğün çeşitlerini icad etti ve Yakima Canutt bu çeşitleri gerçekleştirerek, bütün dublörlük çeşitlerinin öncüsü oldu. Film sektöründe oldukça ünlendi ve Jon Wayne gibi aktörleri kovboy olarak yetiştirdi. En ünlü dublör hareketlerini "Ben Hur" filminde yaratıp, bu sanata önemli bir adım atmış oldu. Onun yolunu izleyen dublörlerden bazıları da aksiyon filmi aktörlüğünden, drama ve aksiyon yıldızı olmayı basardılar, örneğin Terence Hill.
gökyüzü kadar kırmızı 2006

HTTP://ENFLASYONCANAVAR.BLOGGUM.COM

1 CENT 1 KURUŞ

sosyalgüvenliği tam TÜRKİYE

1 DOLAR 1 TÜRK LİRASI NOKTA KADAR MENFAAT İÇİN VİRGÜL GİBİ EĞİLME Nano-Quote: "Any intelligent fool can make things bigger, more complex and more violent. It takes a touch of genius-and a lot of courage-to move in the opposite direction." -Albert Einstein Nano-TERCÜMESİ: . "herhangi bir zeki enayi, daha şiddetli ve daha fazla complex, daha büyük şeyleri yapabilir". Yöne tamamlayan bir rol'de de çok cesaretle hareketi ve geniusun bir dokunmasını tutar. . Albert Einstein. "konuş TÜRKİYE ve veya İsmet Özel'i okuma klavuzu" Aşk üçgeni olmayan bir film görmedim ben. Bu üçgende x, y'ye; y, x'e; z'de x'e aşık olur genelde. Bazen, senaristler işi o kadar karıştırır ki, bazı aşklar dörtgene kadar varabilir. Hayır grup seksten bahsetmiyorum. Hatırla Sevgili'de var böyle bir aşk dörtgeni mesela. Ahmet, Mişen'e; Yasemin, Ahmet'e; Necdet, Yasemin'e; Leyla da, Ahmet'e aşık bu dizide. Sonra Ahmet Mişen'den cayıp Yasemin'e aşık oluyor. Tabii bu tür durumlarda, aşk kare olmaktan çıkıp aşk yamuğuna dönüyor iş. Senaristlerin işi çok fazla karıştırdığından şikayet etmiştim. Aslında ne kadar karışık olabilir ki, geometri; "Karenin çevresi kenarların toplamıdır" şeklinde ne de olsa formülü var, formülleri var. Ama gel gör ki, aşkın formülü yok. İki kişinin ilişkisi bile yeni bir kişilik oluştururken, yani her ilişkinin kendisine göre karekteristiği varken; ki, ben bu yüzden hiç bir, ideal ilişki vaat eden kitapları okumazken, nasıl böyle aşksal üçgenlere, dörtgenlere kadar senaryo yazıyorlar? Nerden alıyorlar bu cesareti? Arkalarında kim var? Kim varsa ben de, yaslanmak istiyorum da ben... Şaka bir yana, konumuza dönelim: "Doğrusal Aşk". Nedir doğrusal aşk? İki nokta arasındaki düz bir çizgi, doğrusal bir çizgidir. O zaman da, doğrusal aşk, iki kişi arasındaki aşktır. Ve doğru bir çizginin sonsuza kadar uzaması gibi, doğrusal bir aşk da sonsuza kadar uzanabilir. Ne kadar romantiğim? Romantikliği es geçersek, ya kardeşim! ben, x'in y'ye; z'nin, f'ye; k'nin, n'ye aşık olduğu ve her şeyin nizami bir şekilde devam ettiği, çiftlerin eşli okey oynadığı, aşk üçgenleri olmadan bir filmi ölmeden izleyemeyecek miyim? Göremezsem ben ne yapacağımı biliyorum. Elimi hiç kaldırmadan çizdiğim bu şekile, ve belirttiğim harflere birer isim verip öyle bir aşk geometrisi oluştururum ki, bir daha kimse aşk senaryosu falan yazamaz. Senaristler size sesleniyorum. KELEBEK ETKİSİ Kelebek Etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişikliklerinin, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen isimdir. Bu kuramı ilk olarak 1963 yılında meteorolog Edward N. Lorenz adlı bir bilim insanı, bilgisayarında hava durumlarıyla ilgili hesaplar yaparken bulmuştur. Edward N. Lorenz, ilk hesaplamasında 0,506127 sayısını başlangıç verisi olarak kullanmış; ikinci hesaplamada ise, ondalıksayı temsillerindeki (binler basamağı sonrasındaki değerleri) çıkararak 0,506 sayısını kullanmıştır. İki sayı arasında sadece-ve-sadece yaklaşık 1/1000 (binde bir), yâni bir kelebeğin kanat çırpmasının yarattığı rüzgârla eşdeğerde fark olmasına rağmen, süreç içindeki ikinci hesabın, birinci hesaba karşın çok daha farklı neticeler verdiğini bulgulamıştır. Elbette ki, Lorenz'in sanal dünyasında geçerli olan kurallar Newton'un kanunlarından yola çıkarak kurulmuş deterministik kurallardır. Lorenz, ilk başta bu deterministik sistemi anlamayı başarırsa, atmosfer olaylarını da belli bir yaklaşıklıkla anlayabileceğini ve de tahmin edebileceğini düşünüyordu. Yaklaşık aynı tarihlerde Von Neumann adlı diğer bir bilim insanı da Yüksek Araştırmalar Enstitüsü'nde benzer bir düşünceyle atmosfer olaylarını anlamaya çalışıyordu. Von Neumann da, atmosferin deterministik bir modelini kurarak hava durumuna istediği gibi müdahâle etmek amacını gütmekteydi. Von Neumann'a göre hava hareketleri deterministik bir sistemdi ve yeterince güçlü bir bilgisayar ve yeterli sayıda gözlemle pekâlâ bu sorunun üstesinden gelinebilirdi. Ancak o tarihlerde bilgisayarların gücü ve kapasitesi yetersiz olduğu için Von Neumann, öncelikle daha güçlü bilgisayarlar geliştirmeye ağırlık vererek bir başka açıdan bu kurama katkıda bulunuyordu. Lorenz ise, kendi sistemini biraz daha incelediğinde sadece 3 denklemin hava olaylarını taklit etmeye yeteceğini görmüştü. Basitleştirilmiş denklemlerini daha iyi yorumlayabilmek için bir başka yöntem geliştirdi. Sonunda, normalde sayılardan oluşan çıktıyı (çizelgeyi) bir yazıcı ile görünür hâle getirmeyi başardı. Böylelikle atadığı herhangi bir parametrenin zamanla nasıl değiştiğini bir bakışta görebiliyordu. Lorenz 1961 yılında, bu ardışık dizilerden birini ayrıntılarıyla incelemeye karar verdi. Bunu görebilmek için ise tüm sistemi baştan başlatmak yerine ortalardan bir yerden başlattı. Makineye başlangıç değerlerini yükledi bir saat kadar sistemi çalışması için serbest bıraktı. Bir saat sonra çıktılara baktığında ise hiç beklemediği bir durumla karşılaşmıştı..! Sistem bir öncekinden çok daha farklı bir çıkış üretmişti! Bu duruma oldukça şaşıran Lorenz, ilk başta bilgisayarındaki vakum tüplerinden birinin yandığını düşünmüş, ancak teknik bir aksama olmadığını görünce, kısa bir süre sonra şok edici gerçeği fark etmişti. "Kelebek Etkisi" ya da Başlangıç koşullarına hassas bağımlılık. Lorenz, altı haneli kesirli bir sayı olan başlangıç değerini (0,506127) değil de, sadece üç basamak olarak (0,506) girmiş ve doğal olarak, binde birlik bir farkın sistemi o kadar da etkileyemeyeceğini düşünmüştü. Aslında bu varsayım akla uygundu, çünkü geleneksel (Deterministik) fizikte, girişteki ufak değişimlerin çıkışta da ufak değişimlere yol açacağı düşünülmekteydi. Kural olarak, neredeyse doğru bir girişe karşın, yine neredeyse doğru bir çıkış elde edilmeliydi. Oysa Lorenz'in sistemindeki simülasyona göre hava akımlarındaki bu önemsiz değişiklikler çok büyük doğal felâketlere dönüşebilmekteydi. Lorenz, Kelebek Etkisi adını verdiği bu durumu, sonunda doğru analiz ederek meteorolojik olayların tahmin edilemeyecek kadar karmaşık olduğunu betimleyen bir makale yazdı. Doğal olarak, Von Neumann bu görüşe karşı çıktı. Ancak, onun çalışmalarıyla hayat bulan bilgisayarlar ve yazılım teknolojisi ilerledikçe, tüm veriler ve bulgular, bir kez daha Lorenz'in haklılığını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyordu. Bu süre içinde, Kelebek Etkisi'ne teknik bir isim de verilmişti: Başlangıç koşullarına hassas bağımlılık. Lorenz'in 1963'de yayınlanan orijinal araştırmasında; ilk başlarda, bir martının kanadını çırpmasının hava durumunu sonsuza dek değiştireceğinden bahsedilmekteydi. Daha sonra verdiği konferanslarda ise Lorenz, martıyı daha romantik olan kelebek imgesiyle değiştirdi. Çünkü, aşağıdaki resim, Lorenz Differensiyal Denklemleri'nin AB-3 metodu kullanarak simule edildikten sonra, x ve z eksenlerinin birbirine karşı çizilmesi sonucunda elde edilmiştir. Doğal olarak bu sonuç çizelgesi, birçok kişi tarafından bir kelebeğe benzetilmekteydi. Bu nedenle bu kuramın adı, yaygın kullanımıyla "Kelebek Etkisi" adıyla bilim çevrelerinde de kabul gördü. ADMİNİSTÖR, MODERATÖR, EDİTÖR STATÜKOSU !!! MEDYANIN İNTERNETTE YAPILANMA PROJESİ 100 ADMİN HUSÛSİ-YETİ ! 1-)Admin ezeli ve ebedidir.! 2-)Admin her zaman her kosulda haklidir.! 3-)Admin söyledigi sözün arkasindadir 4-)Admin kâti ve disiplinlidir. 5-)Admin digerlerinden farklidir öyle olmak zorundadir. 6-)Admin OnuR u ilkeleri ve karizmasi için yasar 7-)Herkes admine karsida olsa o bildigini yapar.! 8-)Admin yalan sölemez sölemisse mutlaka bir bildigi vardir veya yanlis anlasilmistir.! 9-)Admin haksizlik yapmaz yapsada herkese yapmistir. 10-)Admin çok iyi çok tatli bir insan degildir. 11-)Admin polistir hirsizlar oldukça ortaya çikar. 12-)Adminin amaci hapse atmak degil; disarda olanlari korumaktir. 13-)Admin sivilken en sevdigi arkadasi olan birine,gerçekten haketmiyorsa görevdeyken ona yetki vermez. 14-)Admin haksiz oldugunu anlasada bunu kabul etmez 15-)Kabul etse bile bunu dogrudan söylemez. 16-)Admin rezil olmaz.Bir sekilde olayi çevirir. 17-)Adminin dedigi dediktir asla kararindan asla dönmez. 18)Adminin cevaplayamacagi soru olmaz. 19)Bilmedigi bir soru varsa bos birakmaz.Bir sekilde yanitlar. 20-)Admin her durumda lafi çok iyi çeviren lehine döndüren kisidir. 21-)Admin çok konusmaz. 22-)Admin lüzümsüz muhabbetler içine girmez 23-)Admin karizma sahibidir bunu korumalidir. 24-)Admin kisa ve net konusur 25-)Admin kurallar dahilindede olsa kendine laf söyletmez 26-)Admin kurallari kendine göre degistirir. 27-)Adminin bulundugu yerde kanun o dur. 28-)Admin baska bir yere normal kullanici olarak gitmez. 29-)Admin ona ihtiyaç duyuldugu için vardir. 30-)Admin bir samuray gibi onuru için ve bir asker gibi baskalari için yasar. 31-)Admin için zaman ve yer kavrami yoktur. 32-)Admin kendi karizmasina yakismaycak basliklar açmaz 33-)Admin sirnasmaz gayri ciddi eylemler yapmaz. 34-)Admin kim olursa olsun herkesi kullanici olarak görür 35-)Admin baskalari bir sey istedi diye bir sey yapmaz kendisi istedigi için yapar. 36-)Admin asla görevini birakmaz.Mücadelesini sürdürür. 37-)Admin resmi ve diplomatik bir dil kullanir... 38-)Admin asik olmayan asik olunan adamdir. 39-)Admin gizlidir saklidir içini kimse bilmez. 40-)Admin disariya kendini anlatmaz. 41-)Gücü otoriteyi simgeledigi için Adminin rengi siyahtir. 42-)Admin alay konusu olamaz.Gülünür ve dalgaya alinirsa admin yaptirim uygular. 43-)Admin dün kabul etmedigi bir seyi bugün etmisse o simdi uygun oldugu içindir. 44-)Admin gerekirse herkesin önünde kullaniciyi azarlar. 45-)Admin geldiginde herkes hazir ol vaziyetinde olmalidir 46-)Admin karsisinda laubali olunmaz bacak bacak üstüne atilmaz sakiz çignenmez. 47-)Adminin resmi,fotografi yoktur o gizlidir. 48-)Admine özel soru sorulmaz 49-)Admin magazinden nefret eden adamdir 50-)Admin güç sahibidir.bunu uygulamaktan çekinmez. 51-)Admin gerekirse pire için yorgan yakar herkesi bir kisi için karsisina alir. 52-)Admin tartismalarda her zaman üstündür.Ezilir veya sikisirsa yetkisini kullanir 53-)Admin gizli olarak siteye gelmez.Aleni olarak gelir; herkes onu görür. 54-)Admin varken onun adina kimse konusamaz. 55-)Admin kardesini arkadasini kayirmaz 56-)Admin hiç bilmesede bir bilene danismaz. 57-)Admin kullanicidan yardim istemez.Soru sormaz. 58-)Admin rica etmez emreder. 59-)Admini harbi insandir dogrudan dobra dobra konusur. 60-)Admin yetenekleri olanlarin oldugu bir görevdir yetenek yoksa asla olunmaz. 61-)Adminler özel insanlardir herkes admin olamaz 62-)Gerçek bir admin yetki tutkunu insandir. 63-)Yönetilmeyi sevmeyen yönetmek isteyenler admin olabilir 64-)Adminlik bir sanattir. 65-)Admin herkese yetki vermez.Verirse degeri azalir 66-)Bir modlugu bin kisi ister bir kisi alir.O bir kiside adminin zorlu testinden geçer onayini alir 67-)Admin sevgiliside olsa haketmiyosa ona yetki vermez. 68-)Admin isle arkadasligi birbirine karistirmayan insandir 69-)Admin profosyoneldir amatörce hareket etmez 70-)Admin gülmez aglamaz heyecenlanmaz sakin ve temkinlidir 71-)Admin ileri görüslüdür.Gelecegi düsünür 72-)Admin hazirliksiz yakalanmaz. 73-)Admin stratejiktir her zaman bir B plani vardir.istisnai durumlarda var gibi davranir. 74-)Adminin haberi olmadigi bir olay veya gelisme yoktur 75-)Admin herseyi herkesden önce bilendir. 76-)Admin sölenmeden sölenmek istenileni anlayan ve çoktan çözmüs olan insandir 77-)Admin pes etmez.Pes etmeme gibi çabasi oldugunuda belli etmez. 78-)Admin statukocudur. 79-)Admin Yenilik yapsa bile bunu kendi kisiligi için yapmaz.Sadece site için yapar. 80-)Adminin her zaman bir bildigi vardir. 81-)Admin unutmaz sadece hatirlamak istemez. 82-)Admin yanlis anlamaz.Karsi taraf yanlis anlatiyordur. 83-)Admin gürültü kavga sevmez. 84-)Admin herkesin fikrini dinler yine bildigini yapar. 85-)Admine iki sor sorulmus ve eger bir tanesinin yanitini bilmiyosa bildigi soruyu cevaplayip digerini unutturur. 86-)Admin sikismaz.Sikistirilirsa ordan kurtulmayi becerir. 87-)Admin polemige gimez.Girdi gibi görünmüsse olayi bitirmek içindir. 88)Admin hep son sözü söler. 89-)Son gülen hep admindir ama bunun nedeni adminin geç anlamasi degil otoritesidir. 90-)Admin bir gece sessiz sedasiz kimseye sormadan yetkileri alan insandir. 91)Admin duygusal konusmalar yapmaz. 92-) admin asla bu isaretleri kullanmaz 93-)Admin idealisttir. 94-)Admine göz yaslarina bogulmus bir kizin sözleri bile tesir etmez. 95-)Bir admin modunu herkesin içinde azarlamaz.BU MOD için degil kendisi içindir.Bu durum kendisine zarar verir. 96-)Bir admin baska bir adminle herkesin önünde tartismaz. 97-)Adminin kendisi gibi admin olanlarla girdigi özel bir yönetim odasi vardir. 98-)Admin ani ve radikal kararlar alan insandir. 99-)Admin gelene hosgeldin gidene güle güle der.Kimseye taviz vermez 100-)Admin olunmaz Admin dogulur..