Amerikalılar değişim istiyor
Amerikalılar değişim istiyor.
Iowa'da başkan adaylarını belirlemek için yapılan önseçim, herkesin ihtiyacı olan bir ABD'yi
açığa çıkardı:
Halk, Bush yıllarını aşmak istiyor
Bu yıl yapılan değişikliklere rağmen Amerikan başkanlık seçimleri hâlâ bir maratonu
andırıyor. Adayların Iowa önseçimlerindeki kazanma yüzdeleri pek öyle etkileyici sayılmazdı.
Barack Obama oyların yüzde 38'iyle Demokrat yarışını kazandı, Mike Huckabee yüzde 34'le
kazanan Cumhuriyetçi oldu. İkisi de beklenmedik zaferler değildi, fakat ikisi de
karşılarındakilere nakavt yumruğu atmış değil. Rakipleri canlı, güçlü ve başka bir rauntta
kazanmaları mümkün.
Ayrıca Iowa'da yenmek veya yenilmenin ulusal sonucu öngörmeye pek yardımı yok. Ronald Reagan ve Bill Clinton gibi 'doğal kampanyacı'lar, iki dönem başkanlık yapmadan önce Iowa'da kaybetmişti. 2008 seçimleri de Obama'yla Huckabee arasındaki bir yarıştan ziyade, Hillary ile Rudy Giuliani arasında uzun süredir beklenen rekabete sahne olabilir.
Fakat bariz sonuçlar da var.
Demokratların adayı ya siyahi bir adam olacak ya da bir kadın ve bunun siyahi Obama olma
şansı arttı. Iowa'daki üç ayrıntının bir sonraki New Hampshire oylamasında da tekrar ederse manidar olacak.
Birincisi, Clinton'ı desteklemesi beklenen kadınlar, daha çok Obama'ya oy verdi.
İkincisi Obama, Hillary'yi bağımsızlar arasında kolayca arkasında bıraktı.
Üçüncüsü, Obama yeni ve genç Demokrat seçmenlerin açık farkla tercih ettiği adaydı.
Hillary birçok açıdan etkileyici. Ama Iowa'daki oy oranı, birçok Amerikalının ona ısınamadığını açıkça gösterdi.
Demokratların bu kez gerçekten kazanacak bir aday seçme kararlılığı göz önüne alındığında, üstün gelmek istiyorsa Hillary New Hampshire'da kendine gelmeli.
Sonuç ne olursa olsun, bu, Obama ve Hillary gibi merkezi mesajlar veren iki donanımlı aday arasında geçecek bir Demokrat-Demokrat yarışına dönmeye başladı.
Kırsal bir eyalete göre hazırlanmış popülist mesajıyla Iowa'da kazanmak için her şeyini ortaya koymuş John Edwards kaybetti.
İkinci olmak yeterli değil. Artık yarışı sonuna dek götürmeye yetecek hız, para ve organizasyonu toparlayamaz. Dördüncü Bill Richardson'ı da aynı kader bekliyor.
Joe Biden ve Chris Dodd şimdiden yarış dışı. Demokratlar açısından Iowa'dan çıkan tek net mesaj, bu yıl sola doğru bir 'yalpalama' olmayacağıydı.
Sağın durumuysa iyice belirsiz. Huckabee Iowa'da birçok olumsuzluk sayesinde kazandı, en başta Mormon Mitt Romney geliyordu.
Ama olumlu bir nedeni de vardı, Huckabee Bush'un siyasi tabanı olan muhafazakâr ve evanjelik Hıristiyan oylarını alabildi.
Şimdiki soru, Huckabee'nin hoş tavırları sayesinde, 1988'de Iowa'da geniş oy alan (evanjelik rahip) Pat Robertson'dan daha başarılı bir biçimde bu tabanın ötesine geçip geçemeyeceğiyle ilgili.
Bu gerçekleşmezse, Huckabee'nin ana rolü, John McCain veya Giuliani'nin öne geçmesine izin vererek Romney'nin umutlarını söndürmekle sınırlı kalır.
Iowa hepimizin ihtiyacı olan bir ABD'yi açığa çıkardı: Bush yıllarının, hatta belki Clinton
yıllarının bile ötesine geçmeye çalışan bir ülkeyi. Iowa'da tüm adaylar için en önemli kelime
'değişim'di.
İki partiden de statükonun adayı olarak ortaya çıkan olmadı.
Bu durum Demokratlara yarayacak. Başkanlığa giden yol dönemeçlerle dolu da olsa, Iowa'dan
çıkan mesaj dikkat çekici. Ocak 2009'da Beyaz Saray'da siyah bir adam olabilir: İçki servisi
yapmak için değil, Oval Ofis'te oturmak için.
(Başyazı, 5 Ocak 2008)






Hasan Cemal
