Siz bu mısraları okurken Kader Maçı oynanmış olacak
Terim’in baskın toplantısı
| 21/06/2008 |
Siz bu mısraları okurken Kader Maçı oynanmış olacak; ben bu mısırları kaynatırken henüz cuma öğleden sonra.
Bu Maç; bir adamın, bu adamın kaderini belirleyecek- ne tuhaf!
Türkler, ya göklere çıkaracaklar, yeniden İmparatore olacak ya da yerin
dibine batıracaklar ve hepsi birden koro halinde “Ben dememiş miydim?”
diyecek.
Biz değil de; ben, ben, ben, bennnnn!
Son (mecburi futbol bulaşıklığında) gördük ki, gördüm ki; Bütün Türkler
birer milli takım antrenörü: Takım kuruyorlar, taktik veriyorlar,
en doğrusunu onlar biliyorlar.
Ben futboldan zırnık anlamadığım için, Terim, bir psikoloji ve taktik
dehası mıdır, yoksa doğru zamanda doğru yerlerde (takım başlarında)
bulunup olayların ve kısmetinin kaymağını yiyen 1 Şans Abidesi midir,
bilemiyorum harbiden.
Ve fakat Çek Galibiyeti’nin ardından düzenlediği Baskın Toplantısı’nı
Star Anahaber’in ‘Bu ne şiddet ne celâl’ alt yazısı eşliğinde izledim
ve şahsıyla ilgili havagazından ibaret olduğuna dair fikirlerim 180
derece değişti.
‘Bu ne Hikmet, ne Cemal?’ yazardım ben şahsen.
Ve de öylesine Hakiki 1 Sinir Vakası’ydı ki Terim, beğendim.
Nasıl kin ve intikam dolu spor yazarlarına, nasıl gıcık spor
muhabirlerine; olursa bu kadar olur. (Daha fazlasına ‘Psycho’ deniyor.)
Efendim “Örf ve ananelerimize sığar mıymış?
Nasıl olur da futbolcuların annelerini arayıp görüş sorarlarmış ve hatta (bu gizli bilgi onda saklıymış)
görüş vermek istemeyen bazı annelerin suratına telefonu kapatırlarmış?”
Bu arada Milli Takım Anneleri herkesin ayılıp bayıldığı bir reklamda
oynadı, biliyorsunuz.
Bana çok antipatik ve suni geldi reklam.
Türbanlı anneleri de kınadım Güzel Kemalistler adına.
Reklamda oynatacak kadar afişe edersen anneleri, görüşleri de alınır elbet.
Ve fakat Terim’le ilgili esas kanaatim şu: Bu Adam o kadar artist, o kadar artist ki; Bu Adam gerçek!
Zira böylesi bir artistlik Robert de Niro’da, Al Pacino’da var.
Al; ‘Godfather’da oynat yani Terim’i.
Cuk oturur.
Ve fakat Terim bi Robert de Niro olamayacağına göre GERÇEK BİRİ.
Evet, evet!
Öylesi bir Hakiki Sinir Katsayısı’na kimse teatrallikle ulaşamaz. Yoksa
buyursun gitsindi Hollywood’a. Oscar’a Nobel demezdi. Silir süpürürdü.
Benim hissiyatım Hırvatlar’ın bizi yeneceği yönünde; ama dilerim olmaz.
Her nevi zafere susamış Bu Çöl Milleti lıkır lıkır içsin isterim
hakkaten zafer şarabını. Pardon, zemzemini.
Zaten Terim’in kankası spor yazarına çatlattığına göre “İtalya’da çok mühim bir takımdan teklifi de hazır”mış.
Her halükârda Bu Terim küsmüştür buralara.
Gidecektir.
Ama oralarda da ne kadar tutunabilir
(ilk sefer pek bi şaibeli başarılarla donanmıştı)
bilinemez.
Ve fakat: bütün bunlardan bana ne?
Spor; üç-beş gün yükleme yapsam, pardon futbol yani- yazabilirim.
Ama benim gözüm ekonomi yazarlığında Değerli İzleyicilerim.
Cari açığın düşürülebilmesi mümkünat dahilinde midir?
Kur çapası olarak da roketlenen faizlerle nereye kadar?
Bu mevzular ve fırından yeni çıkmış
kendi imalatım eğrilerle, devam edeceğiz. Ekonominin kara gidişatına.

